Sziget Festivali'ndeydik!

YORUM YAZ >>


Sziget Festivali 2014, bu sene 11-18 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşti. Budapeşte’nin ortasında Özgürlükler Adası olarak anılan Óbudai’de, bu yıl 22. kez düzenlendi ve Konser TV ekibi de festivaldeydi. Resmi rakamlara göre tam 415.000 kişi katılmış bu sene Sziget’e. Avrupa’nın en büyük müzik festivali nasıl geçti diyorsanız haydi başlayalım!

Rekor Katılım

Sziget Festivali; Roskilde, Glastonbury ya da Tomorrowland gibi abartı line-up’lara sahip değil, ama etkinlikleri, çeşitliliği ve keyifli ortamıyla farklı zevklerden festival seyircisine hitap edecek bir karnaval. Her sene kendini daha da geliştirerek farklı alanlar yaratan ve kapasitesini de genişleten festival bu sene rekor katılımına ulaştı. Festival alanında yapılacak şeyler sayısız, her gün yeni bir sürprizle karşılaşıyorsunuz.

Festival Adasında Kaybolmak

Festival adasında dolaşmak bazen insana küçük ve sevimli bir şehir içinde geziyormuş hissi veriyor. İhtiyaca yönelik her şey bulunuyor, eczane, döviz büroları, butik alışveriş yerleri, dövmeci, doktor ve  hatta bedava masaj. Bir yerden bir yere giderken göze takılan bir şeyler hep oluyor, bunlardan en eğlencelilerinden biri sokak gösterileri ve ortak müzik yapılan alanlar. Bir anda nereye gittiğinizi unutup kalabalığa karışabiliyorsunuz.

Vinçle Tepeye Çıkarılan Bar

Adanın birçok yerine yayılmış bar-club benzeri mekan bulunmakta, bunlardan en keyiflisi Jack Daniel’s ın cool barı oldu, temiz wi-fi ve blackjack’le farklı bir mekan oluşturulmuş. Budapeşte’nin meşhur ruin barlarına benzeyen Unicum da bütün gün takılıp kokteyllere boğulacak keyifteydi. Denemeye üşendiğimiz Sky Bar’da vinçle tepeye çıkarılan bir bar da ilginç etkinliklerdendi. Bizim tercihimiz içikimizi art zone’da çimlere yayılarak içmek oldu. Chill garden’da da sabah çayımızı içmek ve gevşemek çok keyifliydi.

Sziget Beach

Aktivitelerden devam edersek bu sene Sziget Beach adıyla yeni bir alan oluşturulmuş, beach diyince beklentiler yükseltmezsek oldukça güzel olmuş, hamaklara yayılmanın keyfine vardık burada. Festivalin sembollerinden Luminarium bu sene daha da geliştirilmiş, huzurlu ve rahat bir labirent olarak tanımlayabileceğim bu mekanda kaybolmak ve dinlenmek en güzel aktivitelerden biriydi. Yine festivallerin olmazsa olmazı dönme dolap Sziget Eye’dan kalabalığı izlemeyi ihmal etmedik. Daha korkusuz dostlar için bungee jumping de var. Sportif arkadaşlar da unutulmamış, yan yana spor alanlarında fitness yapmak ve futbol, basketbol, voleybol oynamak mümkün. Türlü sanat aktivitelerinin bulunduğu ArtZone’daki meşhur ‘Before I Die’ duvarında herkesin ölmeden önce yapmak istediklerini yazdığı duvara Konser TV’yi de kazımayı unutmadık.

16 Sahne Mi?

Aktiviteler kadar müzik de dinledik tabii,  canlı canlı! 1’i Sziget Pop&Rock Main Stage, biri de dev kapalı çadır altındaki alternatif sahne A38 olmak üzere 16 sahne var. 5 tane de sahne kalitesinde bar & klüp ortamı var. Her zevke uygun (Rock, elektronik, pop, metal, jazz, opera, hiphop, reggae, latin, roman, etnik v.s.) 22 saat müzik yayını ile neye yetişeceğinizi şaşırıyorsunuz.

Hem beklendik kalitede, hem de sürpriz çok güzel performanslar izledik. En tepeye elektronik müziğin gelecekteki Pink Floyd‘u Nicholas Jaar‘ın gitarist Dave Harrington‘la beraber projesi Darkside‘ı koymak biraz ilginç gelebilir ama baştan sona apayrı bir dünyada  geçen bir deneyim yaşattılar. Skrillex, beklendiği gibi kudurttu, hem müziği hem de seyirciyle iletişimi çok iyiydi. Bastille baştan sona enerjiyi düşürmeden çok iyi bir performans sergiledi. Placebo İstanbul’dan tanıdık olduğumuz cool’luğuyla yine eski günlere götürdü. Macklemore & Ryan Lewis beklentilerin biraz altında kaldı, belki de sorun her şarkı arasında uzun uzun sosyal mesajlar vermeye çalışarak tempoyu hiç arttıramamasıydı. Stromae, alternatif sahneye girişlere durduracak bir kalabalığın hakkını verdi ve çok eğlendirdi. Bir başka sürpriz de Klaxons‘du, beklentinin çok üstünde bir yolculuk yaşattılar, canlı performanslarındaki stilleri albüm kayıtlarından çok daha farklıydı. Korn, ortaokul günlerinin anısına dinlendi, ama biraz koptuğumuzu farkettim kendilerinden. Prodigy’den ise kavgadan çıkmış gibi rahatlamış ayrıldık alandan. Son gün ana sahnenin kapatan Calvin Harris, sahne şovlarıyla, tarzıyla “ünlü dj”liğin hakkını verdi, ama benzer tarzda alternatif sahnede “Laidback Luke” yine festivalin öğrettiği en sağlam dj’lerden biri oldu. Geçtiğimiz senelerde çok övgü alan tribute sahnesinde beklediğimizi pek bulamadık. Reggae sahnesi tüm gün pozitif enerjisiyle keyif verdi. Bir de World Village sahnesinde Gypsy Burek Orkestar ile roman havalarında çok eğlendik, danslarımızla da avrupalılara ders verdik. :)

Özel Partiler

Festivalin en keyifli anlarından biri de her gün 19’da yapılan özel partiler oldu. Tüm milletlerden bayraklar salladık, baloncuklar yaparak gökyüzüne gönderdik, deniz topu partisinde koca koca toplar altında zıplaştık, ama en eğlencelisi kuşkusuz color party oldu. Özenerek izlediğimiz gibi aynı anda binlerce insan birbirimize toz boyalar fırlattık. Rengarenk ortam, rengarenk kişiler.

 

 

Festivaldeki Yaşam Koşulları

Son olarak yaşam koşullarında gelirsek, organizasyon çok başarılıydı, 2 gün yağmur yağmasına rağmen her yer hemen hızlıca temizlendi, vidanjörler çamurları yok etti, tabii yine de hiç sefil olmadık değil. O kadarını göze alamayanlar için de şehir ile festival arası ulaşım oldukça kolaydı. Vapur, trenin yanı sıra, yağmur altında binlerce insanın taksilerle şehre sıkıntısız şekilde gönderilebilmesi gerçekten büyük başarıydı. Kamp yerleri çok güzeldi, adanın neredeyse her yerine çadır kurulabiliyor, Konsertv ekibi olarak wi-fi ve daha konforlu tuvalet-banyoya sahip alternatif kamp için ekstra ödedik, bir daha gitsek ödemeyiz çok bir numarası yoktu, ve wi-fi bir türlü çalışmadı. Sziget’te aç kalacak insan “annemin yemekleri dışında hiçbir şey yemem” seviyesinde olmalı. Tüm dünya mutfaklarından seçenekler vardı, hem pratik hem de daha kompleks bir çok seçenek mevcut. Yemekler ortalama 4-10 euro, bira 2 euro, votka vb. kokteyller 4-5 euro arasıydı.

Eğlenirken ülkemizi ve festivallerimizi çok andık, ve maalesef ne kadar uzakta olduğumuzu fark ettik. Benzer seviyede bir festival yapmak için daha çok zamanımız var gibi, umarız yanılırız da bu eğlenceyi hakettiğimiz gibi yaşarız. Sziget, avrupa’da fiyat-kalite dengesiyle en ideal festivallerden biri. Düşünüyorsanız, çok da düşünmeyin 10-17 Ağustos 2015’te orada olacak şekilde planlara başlayın.

YAZAR 13 Ekim 2014
Barış Evrüke

Ortaokulda 2 ay içinde süper gitar çalmaya başlayıp, tüm kızları tavlayacağını düşündü, başaramadı. Şimdi, başaranların takibinde koşturuyor.



TAKİP ET

BİZİ FACEBOOK'TA BEĞENİN